BEYANNÂME-İ HÜMÂYUN SÛRETİDİR
ORDUMA, DONANMAMA!
Büyük devletlerarasında savaş ilan edilmesi üzerine, birdenbire ve haksız saldırılara her zamanuğrayan devlet ve memleketimizin, hukuk ve varlığını fırsatçı düşmanlara karşı gerektiğindekorumak üzere sizleri silahaltına çağırmıştım. Silahlanmış bir halde ve tarafsız olarak bu şekildeyaşarken, Karadeniz Boğazı’na torpil koymak üzere yola çıkan Rus donanması, talim yapmaktaolan donanmamızın bir kısmı üzerine ansızın ateş açtı.
Uluslararası hukuka aykırı olan bu haksız saldırı ile ilgili Rusya’dan açıklama beklerken, gereksöz konusu devlet gerekse müttefikleri olan İngiltere ve Fransa devletleri, elçilerini geriçağırarak devletimizle olan siyasi ilişkilerini kesmişlerdir. Ardından Rus ordusu doğusınırımıza saldırmıştır. İngiltere, Fransa deniz kuvvetleri ile birlikte Çanakkale Boğazı’na,İngiliz gemileri Akabe’ye top saldırısında bulundular. Birbirini böyle dost edinen haincedüşman yapılanması üzerine, öteden beri arzu ettiğimiz barışçıl duruşumuzu terk edip Almanyave Avusturya-Macaristan devletleri ile ittifak kurarak, haklı çıkarlarımızı korumak için silahasarılmaya mecbur kaldık.
Rusya Devleti son üç yüzyıldan buyana Büyük Devletimizin varlıklarına pek çok zarar vermiş,gücümüzü ve milli kudretimizi artıracak uyanış ve yenilenmeye yönelik yapılanmalarımızı,savaş ve bin türlü hile ve şeytani oyunlarla her defasında mahvetmeye çalışmıştır. Rusya,İngiltere ve Fransa devletleri, zalimce bir yönetim altında inlettikleri milyonlarca Müslümanındinen ve kalben bağlı oldukları yüce halifelik makamına karşı hiç bir zaman kötü düşüncebeslemekten vazgeçmemiş, başımıza gelen her kötülük ve felakete sebep olan olaylarıkışkırtmışlardır. İşte bu defa başlayan Büyük Savaş ile hem şanlı halifelik makamımıza hem demeşru saltanatımıza karşı ortaya konan saldırılara Yüce Allah’ın izniyle sonsuza dek sonvereceğiz. Allah’ın yardımı ve Peygamberimizin manevi desteği ile donanmamızınKaradeniz’de, cesur askerlerimin Çanakkale ve Akabe ile Kafkas sınırlarında düşmanlaravurdukları ilk darbeler Hak yolundaki mücadelemizin zaferle biteceği düşüncesinikuvvetlendirmiştir. Bugün düşmanlarımızın memleket ve ordularının müttefiklerimizin yiğitadımları altında ezilmeye başlaması bu düşüncemizi destekleyen bir durumdur.
Kahraman Askerlerim:
İslam’a ve aziz vatanımıza kasteden düşmanlara karşı açtığımız bu mübarek mücadele ve cihatyolunda, bir an azim ve sebattan, fedakârlıktan ayrılmayınız. Düşmana aslanlar gibi saldırınız.Çünkü hem devletimizin hem kutsal fetva ile Büyük Savaşa davet ettiğim üç yüz milyonlukMüslümanın hayatı ve geleceği sizlerin zaferine bağlıdır. Mescitlerde, camilerde ve Kâbe’de,tam bir muhabbet ve derin bir aşkla Âlemlerin Rabbine yönelen üç yüz milyon masum vemazlum mümin kalbinin dua ve dilekleri sizinle beraberdir.
Asker Evlâtlarım:
Bugün üstlenmiş olduğunuz görev şimdiye kadar dünyada hiç bir orduya nasip olmamıştır. Buvazifeyi yerine getirirken bir vakitler dünyayı titretmiş olan Osmanlı ordularının hayırlıevlatları olduğunuzu gösteriniz ki devlet ve din düşmanları bir daha kutsal topraklarımıza ayakbasmaya, Kâbe’ye ve Hicaz’daki mübarek topraklarda bulunan nurlu kabrindePeygamberimizin istirahatini bozmaya cesaret edemesin. Dinini, vatanını, askerlik namusunusilahıyla savunan, padişah uğrunda ölmeyi umursamayan bir Osmanlı ordu ve donanmasınınmevcut olduğunu düşmanlara etkili bir şekilde gösteriniz...Hak ve adalet bizde, zülüm ve kötülük düşmanlarımızda olduğundan düşmanlarımızı yok etmekiçin her şeyin kendisine muhtaç olduğu adaleti kesin olan Allah’ın yardımının ve şan sahibiPeygamberimizin manevi desteği ile bize dost ve yardımcı olacağında şüphe yoktur. Busavaştan, geçmişteki zararlarını telafi etmiş şanlı ve kuvvetli bir devlet olarak çıkacağımızaeminim. Bugünkü savaşta, birlikte hareket ettiğimiz dünyanın en cesur ve muhteşem ikiordusuyla silâh arkadaşlığı ettiğinizi unutmayınız. Şehitleriniz, geçmiş şehitlerimize zafermüjdesi götürsün. Sağ kalanlarınızın gazası mübarek, kılıcı keskin olsun.
Mehmed Reşad ( Padişah)
Tarih: 22 Zilhicce (1) 332 ve fi 29 Teşrin-i Evvel (1) 330 (Hicri ve Rumi), (Miladi 29 Ekim 1914)
ÇEVİREN VE SADELEŞTİREN: İbrahim TÜRKSOY
BAŞKUMANDANLIK VEKÂLETİ’NİN BEYANNAMESİ SÛRETİDİR:
Arkadaşlar!
Sevgili Başkumandanımız Şanlı Halife Efendimiz Hazretleri’nin emirlerini tebliğ ediyorum.Allah’ın iyiliği, Peygamberimizin ruhani yardımları ve Mübarek Padişahımızın hayır duasıylaordumuz düşmanlarımızı kahredecektir. Bugüne kadar karada ve denizde subay ve askerkardeşlerimin gösterdikleri kahramanlıklar düşmanlarımızın perişan olacaklarına en büyükdelildir.
Ancak her subay ve asker unutmamalıdır ki harp meydanı fedakârlık meydanıdır. Orada hangiasker daha ileri atılır, hangi asker düşmanın şarapnel ve kurşunlarından yılmayarak ayak direr,sonuna kadar sebat ederse o asker mutlaka kazanır. Tarih şahittir ki Osmanlı askerinden sebatlı,Osmanlı askerinden fedakâr hiçbir asker yoktur. Hepimiz düşünmeliyiz ki başımızın ucundaPeygamberimizin, seçkin Sahabe Efendilerimizin ruhları uçuyor. Şanlı babalarımızbaşlarımızın ucunda bizim ne yapacağımıza bakıyor. Eğer onların hakiki evlatları olduğumuzugöstermek, bizden sonra geleceklerin lanetlerinden kurtulmak istersek çalışalım.
Zincirler altında inleyen üç yüz milyon İslam ve eski vatandaşlarımız hep bizim zaferlerimiziçin dua ediyor. Ölümden kimse kurtulmayacaktır. Ne mutlu ileri gidenlere, ne mutlu din vevatan yolunda şehit olanlara...
İleri! Daima ileri ki zafer, şan, şehadet cennet hep ileride, ölüm ve zillet geridedir. Mübarek vemukaddes şehitlerimizin ruhuna “Fatiha”.
“Padişahım çok yaşa”
Başkumandan Vekili
Enver
ÇEVİREN VE SADELEŞTİREN: İbrahim TÜRKSOY
FETVÂ-YI ŞERİFE
İslamiyet aleyhine düşmanların hücumu vaki olduğunda ve İslam memleketlerinin gaspı veyağması ve Müslüman nüfusun esir edilmeleri tahakkuk ettiğinde, İslam’ın Padişahı Hazretleriumumi seferberlik ilan etmek suretiyle, cihat emretmiş olduğunda; “Gerek yaya olarak, gerekbinek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin.”Tevbe Suresi 41. Ayet-i Celile’sinin yüksek hükümleri gereğince bütün Müslümanlar üzerine cihat farz olup, genç ve ihtiyar, piyade ve süvari olarak her taraftaki Müslümanların malen ve bedenen cihada koşmaları farz olur mu?
El Cevap: Olur.
Bu surette bugün Hilafet-i İslamiye makamı ve onun himayesindeki memleketlere harp gemilerive kara askerleri ile hücum etmek suretiyle; Hilafet-i İslamiye’ye düşmanlık ve Allah korusunİslamiyet’in yüksek nurunun söndürülmesi ve yok edilmesine gayret ettikleri anlaşılan Rusyave İngiltere ve Fransa ile onlara yardım eden hükümetlerin idareleri altında bulunan bütünMüslümanların da, adı geçen hükümetlerin aleyhine cihat ilan ederek bilfiil savaşa koşmalarıfarz olur mu?
El Cevap: Olur.
Bu surette maksadın hâsıl olması bütün Müslümanların cihada koşmalarına bağlı iken, bazılarıAllahuteala korusun muhalefet etseler, muhalefetleri, büyük günah, ilahi gazap ve şeni birkötülük karşılığı cezaya müstahak olurlar mı?
El Cevap: Olurlar.
Bu surette İslami Hükümet ile savaşan, adı geçen hükümetlerdeki Müslüman halkın,kendilerinin öldürülmeleri, bütün ailelerinin mahvedilmeleri, yakılmaları suretiyle mecburedilseler bile, İslami hükümetin askerleri ile savaşmaları şeran kati bir şekilde haram olup, katilolmaları ile cehennem ateşine müstahak olurlar mı?
El Cevap: Olurlar.
Bu surette mevcut savaşta İngiltere ve Fransa ve Rusya ve Sırbiyye ve Karadağ Hükümetleriylebunlara yardım edenlerin idareleri altında bulunan Müslümanların, İslami Hükümet’e yardımcıolan Almanya ve Avusturya aleyhine savaşmaları, Hilafet-i İslamiye’nin zararına sebepolacağından büyük bir günah olmakla, feci bir azaba müstahak olurlar mı?
El Cevap: Olurlar.
Ketebehu el-fakir ileyhi TealaHayri bin Avni el-Ürgübi Ufiye anhuma
ÇEVİREN VE SADELEŞTİREN: İbrahim TÜRKSOY